"Enter"a basıp içeriğe geçin

Bi’ Yaşıma Daha Girdim.

06Söylemesi kolay, yaşaması zor. Hayatın belki de en garip günü doğduğumuz gün olabilir mi? Zira bizim ciğerlerimizi yakan oksijen ile asıl acıyı çeken annelerimiz. Düşünsenize, o an bile siz ağlıyorsunuz diye içi burkulan bir değerden bahsediyoruz. Kendi acısını unutup çocuğunun durumunu merak eden, ağladığı için içi burkulan bir değer.

 

Hayatımızın büyük bir bölümünü hatalar yapmaya harcarız. Asıl konu da budur ya, insanların çoğunluğu mükemmel olmak için çabalarken harcar ömrünü. Fakat asıl iş mükemmel olmakta değil, yaşadığın her sorunda, deneyimlediğin her hata bir ders çıkarmaktır. Derslerle dolu hayatımda her saniyem farklı bir bilgi öğrenmeye, farklı bir deneyim kazanmaya odaklıydı. Hata yapmaktan korkmuyorum. Korkarsam nasıl ben olabilirdim ki?

Düşüncelerimi eksiğiyle fazlasıyla ifade ediyorum. Kimi zaman insanlar çok bilmişlik olarak algılıyor. Kimi zaman ego. Kimi zaman ise takdir edilir o düşünceler. Fakat kimin ne dediğinden ziyade, bir insan nefes aldığı için mi insandır? Yoksa düşünebildiği için mi? Peki düşüncelerimizi etrafımızdakilerle paylaşmak ve onların fikirleri ile bu fikirlerimizi ölçüp tartarak pişirmek neden ego ya da çok bilmişlik oldu ki?

 

Bir diğer sorunsal ise “büyüklerin karşısında konuşma!” sorunsalı. Saygı dediğimiz şey büyüklerimizin karşısında konuşmamak mı yoksa ne söylediğini bilmek mi? Karşımda kim olursa olsun bugüne kadar düşünerek konuşmayı denedim. Denedim diyorum mükemmel değilim, olmaya da çalışmadım. Ben öğrenciyim. Benim eğitimim doğarken başladı, ölene kadar devam edecek. Mükemmel olmak zorunda değilim bu nedenle. Fakat bu şu demek değil ki, mükemmel değilsin istediğini yap. Hayır, kalp kırmayın.  Kırılan kalplerin telafisi çok zordur. Hatalar yapabilirsiniz evet, ama yaptığınız hataların boyutlarına dikkat edin, kendinizi baskılayın demiyorum ama bilerek hata yapmakta aslında hata yapmak değildir.

 

Dedim ya, mükemmel olmak zorunda değilim. Herkesin uzmanlaştığı bu hayatta ben hep öğrenci olarak kalacağım. Çünkü hayatımda deneyimlediğim en güzel duygu yeni şeyler öğrenmenin verdiği o coşku ve enerji. Sahi, coşkulu olmak ne kadar garipsenir değil mi? Deli misin sen yahu? gibi şeyler duyarız. Ama bildiğim bir şey varsa, toplumun mutsuzluğunda kaybolmanız için herkesin el birliği yaptığıdır. Coşkulu olmak benim için en güzel duygu bu nedenle.

 

Yazmayı çok seviyorum. Çünkü yazdığım her kelime sahip olduğum bir beynim olduğunu hissettiriyor. Aslında ben sadece yazmak için yazıyorum. Hayatımın bir bölümünde muhabirlik dahi yapmış olan ben, muhabirlik gömleğini bazen geri takınmaya çalışıyorum. Beni bilenler zaten az çok içerik paylaşmayı, yazmayı, haber yapmayı ne kadar çok sevdiğimi bilirler. İşimden arta kalan zamanlarda az bilinen içerikleri yerelleştirip yayınlamayı gerçekten seviyorum. Bu yazma alışkanlıklarımdan sadece birisi.

 

Bugün bir yaşıma daha girdim. Çok farklı şeylerle mutlu olan ben bu günü daima garip buldum. Aklıma takılan soru ise, kutlanması gereken, iyi dileklerin iletilmesi gereken ben miyim? Yoksa annem mi? Aslında benim yanıtımda var. Benim için kutlanması gereken, iyi dileklerin iletilmesi gereken kişi annem. Doğum günümüz kutlu olsun. 🙂

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir