"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kahraman mı Lazım? – Diyap Ağa

Tarihe bakış açımıza göre herşey değişir. Ama tarih yaşandığı için gerçekler değişmez. Bugün bazı kesim kürtlere şirin görünmek için Şeyh Sait ve benzeri kesimlere sempatik davranıyor ama kürtlerin gerçek kurtarıcısı ve değeri bence Şeyh Sait değil. Çünkü isyan çıkarıp varolan bir devlete kafa tutmak başarı ya da örnek teşkil etmez.

Hatırlarsak o dönemde kürt-türk ve diğer ayrımlar olmadan herkes kurtuluş savaşına katıldı. Ülkenin doğusu, batısı ve ortası tamamen emperyalistler tarafından kuşatılmış, işgal edilmiş ve büyük bir kurtuluş mücadelesi başlamıştı. Bu mücadelenin ardından tıpkı şimdi ki PKK gibi bazı örgütlenmeler ile emperyalistler ülkeyi mezhep, ırk ve benzeri çatışmalara sürükleyerek Musul ve Kerkük tarafındaki henüz masada olan anlaşmayı zora sokup, istedikleri gibi yönlendirme niyetine girdiler.

 

Şimdi insanların Fettullah Gülen olarak tanıdığı, din üzerinden insanları kendine bağlayan ve teröre teşvik eden mahlukatın bir benzeri de o dönemde ortaya çıktı. Şeyh Sait. Geçmişin dindar PKK’lısı gibi bir zat. Kürtleri kandırarak, din elden gidiyor bahanesi ile insanları bölmeye, ayırmaya ve kutuplaştırmaya başladı. Sonunda da İstiklal Mahkemeleri gerekeni yaptı. Devlete baş kaldıranın başı kesilir bu bizim bin yıllık uygulamamızdır.

 

Peki kürtler neden Şeyh Sait yalanları pompalanarak gaza getiriliyor? Aslında kürtlerin öyle iyi öyle büyük liderleri varki, Şeyh Sait denen kişi yanında sönük kalır. Aslında en çok emperyalistler seviyor bu yalanı çünkü cumhuriyete ve ülkenin geçmişine düşman bir kitle  oluşturursanız kitlesel nefret o kadar sağlam olur. Evet oldu da, sonrasında kendine PKK diyen bir örgüt peydahlandı. Amaçları ezilen kürt halkını korumaktı fakat kendilerine biat etmeyen, yalanlarına inanmayan insanların katlindende çekinmediler.Bugün bazı partilerin dahi anmaya çalıştı bu zat aslında günümüz Fetö terör örgütünden farksızdı. Ya da PKK’nın ilk oluşumu da diyebiliriz, ama bunlar daha dindar gibi gözüken bir kesimdi.

 

O dönemde Şeyh sait’i bölgenin kanseri olarak tanımlayan bir ADAM vardı. Diyap Ağa. Bir kürt tarihinden örnek arıyorsa, açıp Diyap Ağa’ya baksın, onu örnek alsın. Vatanperver, milli tutku ile yanıp tutuşan tam bir devlet adamıydı Diyap Ağa. Tunceli yani Dersim’in ilk vekiliydi Diyap Ağa. Aynı zamanda Tunceli’nin il olmasını sağlayan insandı Diyap Ağa. Doğuya hizmetleri ile öne çıkan Diyap Ağa, farklı bir devlet olmadığımızı, kardeş olduğumuzu biliyordu. Bu kardeşlik ne kadar güçlenebilir mottosu ile çalışan bir vekildi.

Bölgede yaşanan bir çok isyana karşı tutumu değişmemiştir Diyap Ağa’nın. Çünkü bu isyanların arkasında olan gücün emperyalistler olduğunu bilmektedir. Koçgiri isyanında koçgiri aşiretinin teklifini reddetmiştir. Aynı Diyap Ağa yalnızca kürtlerin değil, o dönemde göç eden Ermenilerin’de koruyucusu olmuştur.

 

Lozan tartışmaları varken, Diyap Ağa o efsane konuşmasını yaptı mecliste ;

‘Allah yardımcıları olsun. Hangisini münasip görmüşse öyle etsin. Hamdolsun; gidenler dinini, diyanetini bilen adamlardır. Heyet içinde bulunanlar zannederim kendisine, diyanetine hıyanet etmek istemez. Hepimiz biriz. Ne Türklük ne Kürtlük davası vardır. Hep biriz; kardeşiz. Ama düşmanlar bizi birbirimize saldırtmak için tuzaklar kuruyorlar. Sen şöylesin, ben böyleyim filan diye hile yapıyorlar. Ülke ne kadar ileri giderse o kadar iyidir. Bizim dinimiz diyanetimiz birdir. Bazıları bilmiyorlar, birçok şey söylüyorlar. Lailahe İllallah Muhammedin Resulallah! İşte bu…’

Diyap Ağa’nın alevi olduğu bilinir fakat, Diyap Ağa birleştirici unsur olarak bu millete daima islamiyetten örnekler vermiştir.

 

Diyap Ağa’nın milli mücadeledeki en büyük rolü Koçgiri İsyanı’nda oldu. Sivas, Dersim ve Erzincan Bölgesi’ni kapsayan ve tarihimizdeki en büyük Kürt ayaklanmalarından biri olarak kabul edilen Koçgiri İsyanı’na Diyap Ağa destek verseydi Ankara hükümetinin işi zorlaşacaktı. Koçgiri aşiret reisi Alişan , bizzat gelip Diyap Ağa ile görüştü. Bağımsız Kürt devleti kurmalarının an meselesi olduğunu anlattı. Israr etti. Ama Diyap Ağa, anlatılanları dinlemedi bile. Sanki Cumhuriyet ilan edilmeden ulus devlet modeline inanmış gibiydi; ‘Hayır’ dedi. ‘Biz hükümetin yanındayız. Hepimiz biriz; isyanda dökülecek kanın, yitecek canların vebali boynunuzadır’. Fakat Koçgiri aşireti dinlemeden isyana devam etti, hatta Ankara hükümetine bir mektup yazdı. Mektup kürt devletinin kurulduğu ile ilgiliydi. Tarih Mustafa Kemal Atatürk’ün o büyük sözlerine tanıklık etti. “Bekleyin, Topal Osman Ağa sizi tanımaya geliyor.”

 

Asıl efsane konuşması Büyük Millet Meclisinin Kayseri’ye taşınması sırasında yaptığı konuşmadır.
Tarih Ağustos 1921.
Meclisin önemli bir kısmında olası bir işgale karşı meclis binasının en güvenli sayılabilecek yer olan Kayseri’ye taşınması fikri hakimdir. Diyap Ağa ağır ağır Meclis kürsüsüne çıkar ve o ünlü nutkunu söylemeye başlar.
‘Biz buraya kaçmaya mı geldik, yoksa kavga edip ölmeye mi?’
Meclis’te büyük bir alkış tufanı kopar. Bravo sesleri, alkışlar yükselir. Herkesin beklediği cesur ses Diyap Ağa’dan çıkmıştır.
‘Eğer meclisi taşımak istiyorsanız buyurun gidin. Ama ben gidemem. Tek başıma bile olsam, bayrağım, dinim ve vatanım için son kurşunuma kadar savaşırım. Son kurşunu da kafama sıkarım. Bu böyle biline…’
Meclis’in Kayseri’ye taşınması fikrinden vazgeçilmesinde Diyap Ağa’nın önemli bir payı vardır.

 

Diyap Ağa özellikle Dersim’in adının TUNCELİ yapılmasına üzülürdü. Atatürk’e ve devrimlerine gönülden bağlı bir Dersimli olarak memleketinin adını değiştirmemesini Atatürk’ten rica ederdi. Ve onun yanına gelip o ünlü sözünü fısıldardı: ‘Dersim Dağları Hepimize Yeter Paşam’

Diyap Ağa’nın vekilliğini anlattığı o sözler ;

Gâvur Anadolu’yu sardı: Hepimizi bir düşünce aldı. Din ve diyanet ırz ve namus. Türklük tehlikeye düştü. İşittik ki Erzurum taraflarında can kurtaran bir Paşa çıkmış. Meclis kuracakmış. Onu hep gözledik. Öğrendim ki bu Paşa’nın adı Mustafa Kemal imiş. Onun büyük yüzünü görmeğe can attım. Fakat o zaman olmadı. Sonra Sivas’a oradan da Ankara’ya gelmiş.

 

İşte tarih, böyle büyük insanlara tanıklık etti. Emperyalistler ise şuan o tarihten cımbızla seçtikler bölücü kürt liderleri, kürt halkına örnek olarak gösteriyor. Fakat kürtler, tarihleri boyunca kardeşçe yaşadıkları türk halkı ile birlik ve beraberlik üzerine çalışan birleştirici kürt liderlerini hatırlamalı. Emperyalistler bölücülerle saldırmaya devam edecek, bu saldırıları ancak ve ancak bilinçli ve olaylara geniş pencereden bakıp, kardeşlik bağımızı bu saldırılar ile güçlendiren bireyler ile alt edebiliriz.

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir