"Enter"a basıp içeriğe geçin

Sadece 21 Gün

Her olayda avazımız çıktığı kadar bağırıp hakaretler ediyoruz. Bağırıyoruz, çıldırıyoruz belki. Duvarları yumrukluyoruz bazen. Sinirleniyoruz, öfke kusuyoruz. Fakat yaşadığımız bir olayı unutmamız 21 gün sürüyor. 22. gün o olayı ya tamamen unutmuş ya da ilk günki alevimizden eser kalmamış oluyor.

Şu günlerde toplum başarılarını konuşması gereken minicik bedenlerin katlini konuşuyor.  Herkes türlü fantezilerle işkence yapmak istiyor katleden mahluklara. Yani en azından öyle görünüyor. Ya da görmek istediklerimizi gösteriyorlar. Sosyal medya işte her konudan biraz prim, biraz beğeni, biraz takipçi. Fakat asıl sorun, çözüm üretiyor muyuz? 21 gün sonra unutuyoruz. Bazı ahmaklar bu minicik bedenlerin cansız halini resimleyip paylaşıyor. Bilmiyorlarki kendileri 21 gün sonra unutacak fakat aileleri bu resimleri sürekli görüp kahrolacak. Tam acısı biraz hafifledi dediğinde o alev o minicik bedende yeniden tutuşacak.

Dedim ya, 21 gün. Bu paylaşımlar, duyar kasmalar falan filan hepsi hepi topu 21 gün. Şahsen ben bu haberleri görünce kahroluyorum. Uzun süre etkisinden çıkamıyorum. Çocukların ve hayvanların katlediliş haberleri artmaya başladı. Fakat biz bu dönemde seçimle uğraşıyoruz. İşte birileri şu cenazeye gelmesin, o o partili, şu şu partiye oy vermişti falandı filandı. Yok soğan fiyatları uçmuş, suriyeden patates almışız. Fiyatı yükselen herşeye bir şekilde müdahale ederiz. Dışardan alırız ya da üretiriz. Peki kaybettiğimiz insanlığımızı nasıl geri alacağız?

Enflasyon falan filan hepsi hikaye. Hepsinin çözümü 3-5 kuruş üretim. Peki biz kaybettiğimiz insanlığımızı nasıl geri kazanacağız? Belki de bu soruyu da 21 günde unuttuğumuz için bu haldeyiz. Şimdi şöyle bir düz mantık yapalım. Politikacılar, (a partisi b partisi demiyorum, bütün partiler) teknik olarak sandıkta bizden bizi temsil etmeleri için oy alıyorlar. Buraya kadar herşey harika. Peki bu politikacılar, vatandaşın ciğerleri yanarken neden onun acısını temsil edemiyor? Yaz tatiliniz mi var kusura bakmayın ama hergün kayıp çocuk, katledilmiş çocuk haberi alıyoruz. Ülkenin geleceği bunlar. Bi ülkenin geleceği çocuklardır, ekonomi,para ya da diğer şeyler değil.

 

Politikacılar şuan diyor ki halk istiyorsa, yaparız. Sağır sultan dahi halkın ne istediğini biliyor ama biraz hata bizde çünkü bir mention ile bırakıyoruz olayı.  Bir kaç beğeni, bir kaç üzgün surat, alın size duyarlılık. Toplumu yeniden inşaa etmek için geç kalmadık bence. Tek yapmamız gereken sahte duygularımızdan arınıp, ne oluyor yahu diyerek elimizi taşın altına sokmak. 21 gün olmadan bunu yapmalıyız zira 21 gün sonra kimsenin kimseyi hatırlayacağını sanmıyorum.

İnsanlar idamdan falan bahsediyorlar, haklılar aslında. Zira toplumun bir bölümü artık hapishaneleri bedava otel olarak görüyor. Her ne kadar deniz manzarası olmasa da onlar için çok ideal bir yaşam. Caydırıcılığı yok. İdam çözüm mü? Bence evet bir çözüm. Fakat bu idam kozunun ortadoğunun bağrında olan stratejik bir ülke de yasallaşması ne kadar mantıklı o konuda emin değilim. Bugün olmasa da yarın kötü niyetli birileri bu yasayı kullanarak masumları katletmesin sonra. Kaş yapayım derken göz çıkarmayalım.

Aileler her gün bu acıyla yanıp tutuşurken, en büyük çözüm olayların hiç yaşanmamasını sağlayacak caydırıcı cezalar. Bu cezalar o kadar korkunç olmalı ki, bir çocuğa dokunacak kadar canavarlaşmış birisi dahi korkmalı. Zira hapishanedekilerin de hazineden beslendiğini varsayarsak onlarıda biz beslemiş oluyoruz. Ne kadar ironik değil mi, sizi ya da çocuğunuzu öldüren birisini ödediğiniz vergilerle besliyorsunuz. Tıpkı vatan hainlerini, teröristleri beslediğimiz gibi..

Medeniyet diyerek canavarların imha edilmesine karşı çıkan ahmaklardan değilim. Asıl medeniyet, geleceğine sahip çıkmaktır. Asıl medeniyet yılanın başını ezmektir. Asıl medeniyet, 21 gün sonra da bu konular hakkında konuşabilmektir. Mülküne zarar veren hayvanları öldürme hakkını kendinde buluyorsan, devlette mülküne ve geleceğine kasteden canavarları öldürme ya da gerekli cezalarla bir daha yaşanma ihtimalini dahi ortadan kaldıracak nitelikteki yaptırımları uygulama hakkını kendinde bulmalı. Kimse şimdi duyar kasmasın. Günlerce aç bırakılarak öldürülen yavrucaklardan, patilerini keserek ölüme terkettikleri minicik yüreklerden helallik isteyecek yüzünüz olsun. Ki bence ölüm dışında hiçbirşey yeterli caydırıcılığa sahip olamaz o tarz canavarlara karşı. Ama dediğim gibi ülke konumu itibariyle çok riskli bir karar… Ama hayat bazen risk almaktır. Artık bu konuda hukuk ve strateji alanındaki uzmanlar bir çözüm üretir.

 

Unutmayın ki, “Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar.”

 

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir