"Enter"a basıp içeriğe geçin

Ülke Gündemi – Seçim ve Diğerleri

Harika bir seçim dönemini geride bıraktık. Muhalif kesim kampanyaları ile göz doldurdu. İktidar bana göre beklenenin altındaydı zira, 16 yıl görev almış bir iktidar için geçmiş dönem kampanyalarını izlediğimde bu dönem yaptıkları kampanya biraz tuhaf geldi açıkcası. “Bu da böyle olsun” tadında bir kampanya ile hitap etmek istedi iktidar.

Muhaliflerin heyecanı ve yeni nesili anlamaya yönelik çalışmaları ile, iktidar’ın biz bu işi biliyoruz mantığındaki kampanyası orantılanırsa, muhalif kesimin gençlere yönelik kampanyaları bir genç olarak beni de etkiledi. Fakat iktidar kesiminin kampanyaları bana tam olarak ulaşmadı. Uzaktan bakıldığı zaman hiçbir siyasi parti, bu kampanyaları ile her kesime hitap edip, “ben bu partiye oy vereceğim” kararlılığını oluşturamadı. Ki zaten iktidarın oy oranını koruduğu bir seçim yaşadık. Farklı bir sonuç olur muydu? Evet olabilirdi. İktidar sönük kampanyaları ile standart oy oranını yakaladı, daha farklı bir kampanya ile daha fazla oy alabilirdi.

Dijital evren açısından muhalefetin daha fazla doyurucu reklamlarla bir kampanya gerçekleştirdiğini söyleyebiliriz. Ama Türkiye artık standartlardan kurtulmalı. Şahsen ben muhalif kesimin muhalif olduğuna inanmıyorum. Muhalefet dediğimiz şeyi yanlış anlayan bir ülkeyiz.  Herşeyin başı aslında empati ve düşünce. Bu yüzden iktidar kim olursa olsun, zeki bir strateji ile şuanki muhalefetimiz karşısında en az 20 yıl iktidar olabilir.

 

Evet adaylar çoğunlukla kendi kitlesine hitap etmeye çalıştı. Fakat adaylar kırmızı çizgileri görmezden gelerek oy oranlarını düşürdü.Birde seçmen kısmı var. Tabii ki adaylar önemli ama seçmen de önemliydi.  Herşeye hayır diyen bir kesim ile herşeye evet diyen bir kesimin arasında geçen bir yarış ancak bu kadar mantıklı olabilirdi ve öyle de oldu.

Dikkat çekmek istediğim çok fazla nokta var. Bu seçimin teknik açıdan bir kazananı var. Ama farklı bir açıdan bakarsak, Muhalifler yine kaybetti, benim için oy oranı önemsiz kaybettiğin zaman. Sonuç olarak iktidar olmak için kampanyalar yapıp, iktidar olamıyorsan başarılı olamamışsındır.

İktidar ise her zamanki oy oranını yakaladı. Peki 16 yıldır benzer sonuçlarla seçim kazanmak sizce başarı mıdır? Şahsen ben 16 yılın sonunda en az %5-10 artış beklerdim ki, bu sonuçlara başarı diyebileyim. Okul gibi düşünelim. geçme notu 50 olsun, 50 aldığınız için mi başarılı olursunuz 70 ya da 75 aldığınız için mi? Bir sınavdan sürekli 50 almak sizi başarılı yapar mı?

Ülke siyasetinde bir kesim diğerini teröristlikle, diğer kesim ise o kesimi hırsızlıkla suçlayarak oy kazanıyor. Oylar çalındı dediler misal, ama  resmen “Oylar bizim işimize yarayacak kadar çok çalınmadı” diyerek bu olayın üzerini örttüler. Kısaca bu ülkede büyük bir kesim adaletle, hukukla değil, bunların ne kadar işine yaradığı ile ilgileniyor. “Ateş benim bulunduğum yeri etkilemiyorsa sorun yok” sorunsalı var ülkemizde.

Diğer yandan terörist denilen insanlar ise elini kolunu sallayarak geziyor ve biz bu insanların yalnızca seçim döneminde terörist olduğunu hatırlıyoruz. Mantıklı birisi çıkıp tutuklayın madem teröristse dese keşke.

Kısaca birilerini hırsızlıkla,teröristlikle suçlayacaksanız bunun arkasında sağlam dayanakları olmalı ve bunu çıkarlarınıza göre değil, olması gerektiği gibi yargılamalı, sorgulamalı ve açığa çıkarmalısınız. Burada yazdıklarım çok kişiye dokunacaktır fakat oturup özelleştiri yapmak gerek bazen.

Bir şeye muhalif olmak sizi mantık çerçevesinde düşünmekten alıkoyuyorsa, bir şeye bağlılığınız mantığınızın önüne geçiyorsa oradan uzaklaşın. Çünkü körü körüne muhalif olmak ya da kabullenmek, iradesi olmayan canlılara özel bir özelliktir.

Ülkemizin çoğunluğunun yaptığı bu seçime, hala itiraz edip kabul etmeyenler var. Bu bence çağ dışı, demokrasi ile alakası olmayan bağnaz bir tutum. Senin istediğin olsaydı zaten demokrasi adı konulmazdı bu olaya. Halkın çoğunluğu kimi istediyse o seçildi. Fanatizm yerine mantık paydasında buluşmamız gerek. Zira biz kendi içimizde particilik oynarken dünya akıp gidiyor, bir gün biz yine particilik oynarken dünya nüfusu farklı bir gezegene göç etmiş olur da bunu sonradan farkedersek şaşırmam aslında. Çünkü bu siyasete ülke olarak o kadar kapıldık ki, siyasetçileri aktörlerden daha iyi tanıyoruz, şarkı yerine parti marşları söylüyoruz. Siyaseti futbol tadında yaşadığımız ve mantık paydası yerine fanatizm ile yaklaşıp doğru olanı dahi reddettiğimiz sürece gelişim ve gelecek bizim için hayal.

 

Derler ya, “Düşmanım yanıyorsun derse, dönüp bi bakarım kendime neler oluyor diye.” İşte aynen öyle. Düşmanınız dahi olsa, size yanıyorsun dediğinde dönüp bi bakın kendinize.

 

Bu seçimin, Türkiye’ye mutluluk, barış ve başarı getirmesi en büyük temennim. Fakat özel temennim ise, kutuplaşmayı ve fanatizmi bir kenara bırakıp insanların artık mantık paydasında buluşması. Umarım yeni dönemde milletvekillerimiz ve cumhurbaşkanımız bu doğrultuda halkımıza ön ayak olup, köklü tarihimize ve kültürümüze yakışan Türkiye olma yolunda adımlar atmamızı sağlar.

 

Eleştirmekten, soru sormaktan ve araştırmaktan çekinmeyin. Asıl ihanet, eleştirmeden, yanlışları araştırıp bulmadan, yanlışlarını sevdiklerinize göstermeden yaşadığınız hayatın ta kendisidir.

 

Zaman ayırdığınız için teşekkürler. Sağlıcakla. 🙂

 

Tek Yorum

  1. İnsanları birbirine kutuplaştırarak başarı elde edemezler bu siyaset değil milleti birbirine kırdırmakdan başka birşey değil. Kendi düşüncesini benimsemeyen ya terorist yada fetocu damgasını yiyiyor. Güzel bir yazı ben ona buna giydirmeden yazamazdım 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir